pendik gökkuşağı

İŞİTME YETERSİZLİĞİNE SAHİP ÇOÇUKLAR

İŞİTME KAYBI

MEB Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nde işitme yetersizliği “işitme duyarlılığının kısmen veya tamamen yetersizliğinden dolayı konuşmayı edinmede, dili kullanmada ve iletişimde güçlük nedeniyle bireyin eğitim performansının ve sosyal uyumunun olumsuz yönde etkilenmesi durumu” şeklinde tanımlanmıştır.

İşitme kaybının sınıflandırılması; *işitme kaybının oluştuğu yere, *İşitme kaybının derecesine ve *İşitme kaybının oluştuğu yaşa göre sınıflandırmalar yapılmaktadır.

Oluştuğu Yere Göre İşitme Yetersizliğinin Sınıflandırılması

* İletimsel İşitme Kaybı: Sesin titreşmesi ve iç kulağa iletilmesinin dış ya da orta kulaktaki herhangi bir nedenle (kulak kiri, kulak zarının zedelenmesi, kemikçiklerde kireçlenme vb.) engellenmesi sonucu ortaya çıkar. * Duyusal-Sinirsel İşitme Kaybı: İç kulakta salyangozda ya da iç kulaktan beyne giden işitme sinirlerindeki bozukluklar sonucu oluşmaktadır. * Karışık Tip İşitme Kaybı: İletimsel ve duyusal-sinirsel tip kayıpların bir arada görülmesi durumudur. * Merkezi İşitme Kayıpları: İşitme kaybının beyindeki işitme merkezinin hasar görmesi sonucu oluştuğu ve bireyin iç kulaktan gelen sesleri algılayamamasının söz konusu olduğu kayıptır.

Derecesine Göre İşitme Yetersizliğinin Sınıflandırılması

Çok Hafif Düzeyde (15-25 dB): Bu düzeyde ünlü harflerin işitebildiği; ancak, ünsüz harflerin bazılarının kaçırılabileceği belirtilmektedir. ➢ Hafif Düzeyde (25-45 dB): Sadece yüksek sesli konuşma seslerinin işitilebileceği belirtilmektedir. ➢ Orta Düzeyde (45-65 dB): Söyleşide tüm konuşmaları kaçırabilecekleri ve işitme cihazı gerektiği belirtilmektedir. ➢ İleri Düzeyde (65-95 dB): Konuşmaları anlamalarının imkansız olduğu ve dil gelişiminde ciddi düzeyde sorunlar yaşanabileceği belirtilmektedir. ➢ Çok İleri Düzeyde (95 ve üzeri dB): Konuşma ve çevre seslerini anlamalarının imkansız olduğu belirtilmektedir.

 

Yaşa Göre İşitme Yetersizliğinin Sınıflandırılması

İşitme kaybının dil öncesi ya da dil sonrası dönemde oluşabileceği ifade edilmektedir. ➢Özellikle dil sonrası işitme kaybı ortaya çıkan çocukların oldukça olgunlaşmış konuşma örüntülerini geliştirme fırsatına sahip olabilecekleri belirtilmektedir.

Dil Gelişimi: * İşitme kaybının temel olarak sözlü dil ile birlikte birçok sorunu beraberinde getirebileceği vurgulanmaktadır. * Buna göre, işitme yetersizliğine sahip çocukların sıklıkla sözcük dağarcığı gelişiminde ve söz diziminde önemli derecede gecikmeler gösterdikleri bilinmektedir. * Daha somut olarak işitme kaybının, çocukların alıcı dillerinin gelişimini anlamlı derecede etkileyebileceği, bu sorunun ifade edici dil gelişimlerine olumsuz yönde etki edebileceği ve bu nedenle birtakım güçlükler yaşayabilecekleri vurgulanmaktadır.

Bilişsel Gelişim: * İşitme kaybının zekaya olan etkisine yönelik gerçekleştirilen araştırmalar, işitme yetersizliğine sahip olan (işitme yetersizliği olan çocuklar eğer ikinci bir yetersizliğe sahip değillerse) ve olmayan bireylerin zeka bölümlerinde fark olmadığını ortaya koymuştur. * İşitme yetersizliğine sahip bireylerin sadece sözlü dile dayalı testlerden normal akranlarına göre düşük başarı elde ettikleri vurgulanmaktadır. * Belki daha yavaş ama aynı bilişsel gelişim aşamalarından geçtikleri belirtilmektedir.

Akademik Başarı: * Akademik başarıya odaklanan araştırmalarda, işitme yetersizliğine sahip öğrencilerin okuma ve matematik alanlarında normal gelişim gösteren akranlarına göre düşük başarı gösterdikleri ortaya konmuştur. * Bu durumun işitme yetersizliğine sahip öğrencilerin öğretmenleri ve akranları ile yetersiz iletişimden kaynaklandığı açıklanmıştır.

 

İşitme yetersizliği olan çocuklar için erken tanı süreci nasıl işlemektedir?

Erken tanı süreci, önce tarama daha sonra tanılama olarak iki boyutta düşünülmelidir. * Alanyazında erken taramanın bebeklerin doğumlarından hemen sonra yapılması, kayıp durumu varsa bir an önce müdahale edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. * Bu sürecin ilk basamağı odyolojik değerlendirmedir.

Odyolojik değerlendirme, basitçe çocuğun hangi sesleri işitebildiği, işitebilmesi için sesin ne kadar yükseltilmesi gerektiğinin belirlenmesi sürecidir. * Süreçte iki temel test kullanılmaktadır: * A) Davranış Testleri: Çocuğun işitsel uyaranlara verdiği istemli/istemsiz tepkiler kaydedilmektedir (davranış gözlemi, dikkat çekme testi vb.). * B) Objektif Testler: Çocuktan herhangi bir davranış beklenmemekte, işitme sisteminin belirli bölümlerine gönderilen uyaranlara gelen fizyolojik tepkiler değerlendirilmektedir (beyin sapı tepkileri, otoakustik emisyon ölçümleri vb.).

 

İşitme yetersizliği olan çocuklarda kullanılan iletişim yöntemleri nelerdir?

İletişim yöntemleri ve etkililikleri yıllardır önemli bir tartışma konusudur. * Tartışmaların aşırı uçlarını; sözlü (oral) iletişim ve işaret dili (manuel) oluşturmaktadır. * Bu iki yöntemin birleştirilmesi sonucu oluşturulan karma (total) iletişim yöntemleri de bulunmaktadır.

Sözlü İletişim: işitme yetersizliğine sahip çocukların dinleme ve konuşmalarının sağlanması ön planda tutulmaktadır. * Sözel iletişim yaklaşımının dayandığı temel ilke, işitme yetersizliğine sahip bireyin işitenler dünyasında yaşamını sürdürebilmesi için sözel dili öğrenmesi gerektiğidir. * İşaret Yöntemi: Duygu-düşünceler ve nesnelerin görsel olarak beden ve el hareketlerine dönüştürülmesi anlamına gelmektedir. * Karma İletişim Yöntemi: Sözlü iletişim ve işaret yönteminin birleştirilmesi sonucu oluşturulan yöntemdir.

AİLE EĞİTİMİ

Ailelerin mutlaka eğitilmesi gerekir. * Eğitim sürecinde temel amaç, ailelerin çocukları ile etkin bir iletişim, etkileşim kurabilmelerinin sağlanması ve böylece çocukların dil gelişimlerini desteklemesi olarak açıklanmaktadır. * Aile eğitiminin bu amacının temel dayanağı, işitme yetersizliğine sahip çocuğa sahip olan ailelerinin büyük çoğunluğunun(%90-95) işiten anne-babalar oldukları ve karşı karşıya kaldıkları en büyük problemin aile için iletişim olduğudur. * Ayrıca, ailelerin genel olarak işitme kaybının çocukta yaratabileceği etkiler konusunda bilgi ve deneyimlerinin olmadığı vurgulanmaktadır

Aile eğitim programlarında nelerin ele alınması gerektiğine bakıldığında ise öncelikle ailelerin işitme kaybı ile ilgili çocuklarının özellikleri ve işitmeye yardımcı teknolojiler hakkında bilgilendirilmelerinin gerektiği belirtilmektedir. * Daha sonra ise ailelerin çocuklarıyla ilgili gerçekçi beklentiler edinmelerine yönelik, çocuklarının özelliklerini fark etmelerinin sağlanması gerektiği vurgulanmaktadır. * Ayrıca, çocukların dil gelişimlerine ilişkin destekleyici fırsatları göstermek, davranış eğitimi, çocuğun dinleme becerilerini ve anne-babanın oyun becerilerini geliştirme gibi alt boyutların nitelikli bir aile eğitimi programının içinde olması gerektiği belirtilmektedir.

© 2019 ÖZEL PENDİK GÖKKUŞAĞI ÖZEL EĞİTİM VE REHABİLİTASYON MERKEZİ | TASARIM-UYGULAMA: EKiMAJANS